15 Mart 2015 Pazar

Alaca

İnsan roman okumazken roman gibi bir hayata sahip olamaz. Akademik dillerin arasında başkarakterimi kaybettim, bulamıyorum. Bunalıyorum. Alaca renklerden alacakaranlığa bulanıyorum. Saçlarını kesen depresif kadınlardan da, bıyık bırakan narsist erkekler kadar sıkıldım.  
Her şeyi deneyim ederek öğrenmek istemiştim. Babam kızdı, “ellerin yanar” dedi. Ellerimi yaktım. Annem üfledi, öptü, iyileştirdi. Akıl sağlığımı ilaçlara mukayyet ettim sonradan, uykularımı, rüyalarımı ve planlanamamış hayatımı. Hep, gelmesini hiç istemediğim bir ölümü bekleyerek yaşadım. Annem için yaşadım. Ben annemi sevdim bir tek, annem de yaşamayı. Hiçbir şey değişmeden geçti hayat, cesaretimi kaybettim.  
Büyüdüm. Evli çiftlerin masaları doldurduğu yaşta, teyze olmayı bekleyecek kadar büyüdüm. Ömrümü adayacak tek bir hayal kuramadan büyüdüm. Şimdi sadece, biraz kenara çekilmek ve gelip geçenleri izlemek istiyorum. Konuşmadan, öfkelenmeden ve sevmemeye devam ederek insanları izlemek…

İsyanım bir tek beni yaktı, dünya ve insanlar aynı kaldı, kabullenemedim. Artık biliyorum, ne olursa olsun bu ateş sönmeyecek, hatta belki daha da büyüyecek. Şimdi sadece, biraz kenara çekilip, içimde yanan isyan ateşinin alaca renklerini izlemek ve içine düşeceğim alacakaranlığı beklemek istiyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder