14 Temmuz 2014 Pazartesi

Kişisel Bir Manifesto

Eşitlik yoksa aşk da yok kardeşler! Ben bunu bilir, bunu derim. Ne kadar olduğunu bilmediğim, çözemediğim, çözmeye tenezzül dahi etmediğim sayıda adama aşık oldum, hepsini yetersiz buldum ve hepsinden gittim… Eşitlik yoksa aşk da yok kardeşler, ben bunu bilir, bunu derim!
13 yaşında, basketbol takımındaki tek kadınken erkeklere kendini kabul ettirebilmek için koşu yarışını kazanmış ve bu uğurda kolunu kırmış bir insanın ilişkisindeki yarışta kalbini feda etmesine çok şaşırmamak gerekir diyorum, ne dersiniz?
Kendimizi kabullendirebilmek için sizin lanet olası erkek dünyanızda, sizlerden kat be kat fazla emek harcamamız gerekiyor. Yaptığımız bu fazla mesailer ise bizi sizin çok ilerinize taşıyor. Beyler, bana yetmiyorsunuz! Çünkü ben de sizin kadar emek harcayarak, efor sarf
ederek koşsaydım beni yenecektiniz, çünkü ben sizin karşınızda, erkek egemen kapitalist sistemde bilmem kaç sıfır yenik doğuyorum. Skorları eşitlemek için koşmaya başladığımdaysa kendimi öylesine kaybediyorum ki sizi kilometrelerce geçtikten sonra ancak duruyorum…
Aşk sandığım şeyin başında, toplumun size sağladığı avantajlarla bana kocaman görünen cüsseleriniz, benim için şartları eşitleme yarışından başka bir şey olmayan ilişkinin bitiminde, yanınıza geldiğimde koşmayı bırakamadığım için, sizin kilometrelerce uzağınıza düştüğüm için küçücük görünüyor size bakan gözlerime…

Böyle doğduk, burada doğduk, böylece büyüyüp gidiyoruz. Biliyorum bu işin tek bir çaresi var, biliyorum toplumsal cinsiyeti ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini belirleyen bu ilişkiler ağı değişmek zorunda. Ancak o zamana kadar siz de şunu bilin beyler, eşitlik yoksa aşk da yok! 


9 Ocak 2014 Perşembe

Olunamayan

Bir duvara yazmışlar, gördün mü bak; “İnsan aşktan vazgeçerse, yaşlanır.” Bundan mı aramızdaki uçurum dersin? Düşleri yarım kalmış, okyanusun ortasındayken tam, hedefine o kadar yaklaşmışken yani, yelkeni yırtılmış gibisin.
Umuda sığınmış bir umutsuzu kurtaracak olan nedir? Gövdenin ve yüzünün her yanına işlemiş bu maskeyi, bu yalancı deriyi söküp atamamak niye? Gözlerin neden böyle, ölmüş yıldızlar cehennemi gibi bakıyor? Beni görüp de tanıyamamış gibisin…
Sana sekizinci renk olmaya gelmiştim, yedi renginin senden sökülüp alındığını fark edemedim. Bağışla sevgilim ama ben hayallerindeki gökkuşağı değilim...