27 Kasım 2013 Çarşamba

Hesaplaş-ma

Yirmi üç yıldır nice emeklerle her bir parçasını yerli yerine oturttuğum o puzzle işte dağıldı! Şimdi elimde, ya da daha doğrusu kafamda kalan, karman çorman olmuş bir resim ve “benim” puzzle’ıma ait olmayan parçalar.
Görünen o ki, iki seçeneğim var; ya eski ama “ben”im olan puzzle’ımın tüm parçalarını atıp, kafamın içine yeni giren parçalara uygun bir resim inşa edeceğim, ya da bir yolunu bulup bu yeni parçaları da eski resmimle harmanlayarak yeni ama hala bana ait olan bir resim yaratacağım.
İlk seçeneği istemiyorum. Çünkü ben o zaman, ben olmaktan çıkacağım. İkinci seçeneği ise nasıl gerçekleştireceğimi bilemiyorum. Yani “bir yolunu bulup” aşamasında takılı kalıyorum.

(Ne yani, bana yaptığını beğendin mi?)


Beni seven insanların, beni övmelerinden ve beni seven insanın beni yermesinden öte, bir üçüncü göze, ihtiyacım var. Kimin, ne derece haklı olduğunu çözebilmek için, bir üçüncü göze ihtiyacım var. Benim olan, kafamın içindeki eski puzzle’ım kadar tanıdık ve benim olan, yeni parçalar kadar uzak bir üçüncü göze, ihtiyacım var...