2 Nisan 2013 Salı

Düş Kırıntıları


1.
Gözlerini kapattı ve düşlerinde kayboldu… Kadınlığın sınırlarında dolaşan bir kız çocuğuydu o ve aşkı düşlüyordu. Düşünde bir adam belirdi ve adamın ellerine sımsıkı tutunmuş bir kadın. Kadının gözleri uçsuz bucaksızdı; adam kayboluyordu. Hiç bilemedi kimdi onlar, düşlerinde ne işleri vardı. Gözlerini kapattı ama karanlıkta beliren âşıkları tanımıyordu.
Kadın; adamla, hiç tanımadıkları bir kız çocuğunun düşlerinde, her gece buluşuyordu. Adam; bunu hiç bilmiyordu. Çünkü ne kadar gerçekçi yaşanırsa yaşansın, ancak ve ancak bir düştü bu. O ne zaman aşkı düşlese, adam kadının kollarına düşüyordu.
2.
Uzun ve dar bir yoldu, kadının yürüdüğü. Bahardı oysa, dört bir yanda çiçekler açmıştı, rengarenk bir tablo gibi. Kuş cıvıltıları vardı. Yol uzadıkça ve kadın yürümeye devam ettikçe, bedeni parçalanıyordu. Bir arada tutamıyordu kadın, kendi bedenini. Düşen parçalarını, hemen arkasından, kuşlar yiyordu. Hansel ve Gretel’in ekmek kırıntıları gibi… Dönüş yolunu bulamayacağını bilmeden, bir yola girmişti kadın. Onu parçalara ayıran, uzun ve dar bir yoldu bu. Attığı her adımda, kendini biraz daha kaybediyordu. Yürüdüğü yoldu da, geçtiği kendiydi; kadın kendinden geçiyordu…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder