8 Ocak 2012 Pazar

Özgürlük Balığın Bedeninde Saklı



"Ölülerin üstüne basarak yürümekten yorulmuşsan 
bir balık olduğunu da düşünebilirsin. "
Emrah Serbes

Bileklerini kağıtla kesip ölen bir kadın tanıyorum. Jilet, cam ya da bıçak; hiçbiri bir kağıt kadar can yakamaz....

Ben artık insan olmak istemiyorum anne. Balık olsam mesela... Denizde yüzsem özgürce. Sonra benden daha büyük ve ondan daha büyük bir balığa yem olacak bir balığa yem olsam. Aynı insanken olduğu gibi.... Ama yaşarken hiç bilmesem bu gerçeği. Balığım çünkü ben, bilemem. Birden olsa her şey, kısa ama düşüncesiz ve suların içinde kıvrılan bir yaşamım olsa böylece. Farkındalığın olmadığı, ferkedilebilecek en büyük şeyin suyun tatlılığı ve açlığımın birleşimi olabileceği bir hayat sürsem. Sonra gitsem kendimden küçük bir balık bulup yesem, hem de bunun yanlış olup olmadığını hiç düşünmeden. Güzel olmaz mıydı anne, öylece yaşasam ve öylece ölsem?
Yalnızlık olmasa mesela, sürüye kapılıp göç etsem. Düşünmesem, konuşmasam, böylece anlaşılma isteği hiç duymasam. Bir de düşünsene, her yanım tuzlu suyla kaplıyken hiç ağlamasam. Zaten gözyaşından yapılmış bir denizin içinde yüzerken, gözyaşı damlalarına ihtiyaç duymasam. Küçük ve kırmızı bedenim denize katkı yapmak için bile tuzlu su üretmese hiç. Güzel olmaz mıydı anne, hiç anlaşılmaya çalışmadan, hiç yalnız kalmadan ve hiç ağlamadan öylece yaşasam?
Balıklar nasıl da özgürler farkında mısın anne? Hiç kimseye bağlı veya bağımlı değiller. Sadece yaşamsal işlevlerini yerine getirip varoluyorlar. Mesela aşık olmuyorlar bu yüzden de hiç aşk acısı yaşamıyorlar. Hem sonra, anneleri bile ölse kayıplarının farkına varamıyorlar, ağlamıyorlar. Balıklar bağımsızlar anne. Hani Can Yücel diyor ya bağlanmayacaksın hiçbir şeye öyle körü körüne diye, işte balıklar bunu gerçekleştirebiliyorlar...
Ben de balık olsam anne, bağımsız , duygusuz ve düşüncesiz olsam ve bunlar yüzünden yargılanmasam. Öylece yaşasam ve yaşamın sonunda hiçkimse farkına varmadan kaybolsam... Güzel olmaz mıydı anne?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder