18 Kasım 2011 Cuma

Bir Zenon Paradoksu Olarak Aşk



Cesaret... Niye bu kadar önemli? Anlayamıyorum. Neyi bu kadar önemli? Anlayamıyorum.... Oysa yaptığımız, aptallıktan başka bir şey değil. Cesaret hep, en sonunda, acı getirir. Bu nedenle o haklı. O, aşka cesaret edememekte haklı. Kızamıyorum... Oysa kızmaya ihtiyacım var, çünkü; acı çekiyorum...


Bir de gurur var ki, ahh hiç sorma! Acı çektiğimi de, işte ondan belli edemiyorum. Beni bulutların üzerine çıkarıp, uçurumların dibine attı bir kaç saat içinde. Farketmesin diye nasıl da uğraşıyorum... Ben duyguları güçlü bir kadınım, O ise; mantğı güçlü bir erkek. Bu yüzüden benim bu kadar üzüldüğümü hiç bir zaman farkedemeyecek. Farketse bile nedenini anlayamayacak zaten...


Oysa biz, çok güzeldik. O ve ben, güzeldik. Birlikte olabilseydik eğer, güzel olacaktık. Ama aramızda kilometreler var ve hep olacak, kilometreler hep varolmaya devam edecek. Zenon’un paradokslarında yaşıyor gibiyiz, birbirimize asla ulaşamayacağız... Türk filmlerinde yaşanan aşklardan istemediğini söyledi. Beni o aşkın kıyısına getirdi ve “Bak, gör işte. İstemediğim buydu!” dedi. Oysa bulutlar ne güzeldi... Dünya küçücüktü, insanlar önemsizdi. Sorunlar, sıkıntılar, sınavlar hepsi öyle uzaktı ki bana. Şimdiyse Zenon’un paradokslarıyla uğraşıyorum. Adım atıp O’na gitmek istiyorum ama, artık; yanımda dursa bile, asla ulaşamıyorum...


Gururumu yenersem eğer, anlatacağım O’na her şeyi. Diyeceğim ki :
“Yıllardır bekliyordum. Yıllardır hayalleriyle bana gelecek adamı bekliyordum. O, çok cesur olacaktı ve ben O’na aşık olacaktım. İsyan bayrağını çekmiş o güzel adam, bana geldiğinde yara bere içinde olacaktı her yeri ve ben, O’nunla derilerimden kurtulup, aşkla kaplanacaktım. O’nu aşkla yeniden doğuracaktım. Ben, seni O sandım...”

14 Kasım 2011 Pazartesi

Aşk ve Barış


Hayatın gayet boktan olduğu şu günlerde, yazmak da en az yaşamak kadar zor. Çok insan öldü son zamanlarda, hem de bir çok anlamda. Bazıları savaşta kurşunlarla veya daha da kötüsü kimyasal silahlarla öldürüldü. Bazısı depremde yıkılan binaların altında kalarak öldü. Tüm bunlar yaşanırken bir grup insanın da insanlığı öldü. İnsanlığı ölenleri gören bir grup insanınsa umutları öldü, ki bilindiği gibi insan umutsuz yaşayamaz. Yani bir grup insan da umutsuzluktan öldü... Çok fazla ölüm oldu, çok fazla kan döküldü. Ben gerçekten çok yorgunum. İnsanlığa tutunmak için, umutsuzluktan ölmemek için güçlü, insani duygulara ihtiyacım var. Çevreme bakıyorum bir çok kişi benimle aynı durumda, farkedebiliyorum. Böyle acı verici dönemlerde insan daha çok aşkı arıyor sanırım, aşka daha çok ihtiyaç duyuyor. Çünkü aşk, insana umut veriyor. Hem aşkta savaşlar da son buluyor. İki kişi birbirine aşık olduğunda her kavga sonunda tatlıya bağlanıveriyor. Barışa duyulan özlem, insana aşkı da özletiyor.

10 Kasım 2011 Perşembe

İstem.siz


Konuşmaya ihtiyacım var. Bu dünyaya sövüp saymaya belki. Ama en sonunda, yine mutlu olmaya. Her mutsuzluğa karşılık bir mutluluk saklıyorum içimde. Mutluluk, özlemişim seni. Ne iyi oldu gizlendiğin yerden çıktığın.
Yeni birini istiyor canım, yeni birine hayatımı baştan sona anlatmayı istiyorum. Sabahlara kadar sohbet etmek istiyor canım, her şeyden bahsetmek istiyor. Renklerden konuşmak istiyorum. Sonra her kitaba bir renk uydurmak istiyorum ve her şarkıya ve her şiire...
Farklı bir göz daha kazanmalıyım, hala çok eksiğim. Farklı insanlar tanımalıyım, farklı sesler duymalı ve farklı mısralar okumalıyım. Hayata farklı gözlerle bakmalıyım... Aşkı istiyorum, özgürlüğü istiyorum, eşitliği istiyorum, geceleri ve sokakları istiyorum, bulutları, yıldızları, ağaçları, gökyüzünü, yağan yağmuru, karı ve gözyaşlarını.... İstiyorum ve istemeye devam edeceğim.

5 Kasım 2011 Cumartesi

Tecavüz...


Tecavüz nedir? Bir insanın isteği dışında cinsel ilişkiye zorlanması. Bu kadar mı peki? Bence değil. Birçok erkeğin anlayamadığı noktayı açıklamak ve bunun üzerinde durmak istiyorum ben. Eğerki bir kadından hoşlandıysanız ve onunla birlikte olmak istiyorsanız bu çok normaldir. Ama kadın sizi yeteri kadar çekici bulmuyor olabilir, sizden etkilenmemiş olabilir veya sizden etkilenmişse bile sevgilisi olduğu için sevgilisine sadık kalmak uğruna bu etkiyi bastırıyor olabilir. Bu tür bir durumda, sadece bir an bile olsa aklınızdan onu içkili bir arkadaş ortamına götürüp sarhoş etmek ya da içkiyle rahatlamasını sağlayıp özdenetimini elinden almak geçiyorsa, ki gerçekten ben çok iyimser bir ihtimalle arkadaş ortamı falan diyorum, siz potansiyel bir tecavüzcüsünüz. Ve bu planınızı eyleme döktüğünüz an da bir tecavüzcü olacaksınız. Tecavüz sadece üstüne çullanıp, zorla cinsel ilişkiye girmek değildir. Tecavüz karşındakinin seçme şansını elinden aldığın, Ona seçme şansı tanımadığın bir durumdur.
Bir çok erkek, bunu gerçekten zararsız olduğunu düşünerek yapıyor olabilir. Karşısındaki kadının toplumsal baskılar ya da normlar nedeniyle istediklerini yapamadığını düşünüyor ve içkinin onlara bu rahatlığı sağladığını varsayıyor olabilr. Haklı da olabilir. Ama burda atlanılan nokta kadının bilinçli olarak bu normları reddetmesi ya da baskılara bilinçli olarak başkaldırmasnın çok önemli olmasıdır. İçki içince ortaya çıkan geçici bir cesaretle bunu yapması ona pişmanlıktan başka bir şey getirmeyecektir. Sizin o bilinçaltınızdaki insaniyeti bastırmak için bulduğunun tüm bu bahaneler kocaman bir YALAN yani. Kendini toplumsal cinsiyet rolleri konusunda çok bilgili sayan ve kadın erkek eşitliğine önem verdiğini sanan erkekler, lütfen kendinize sık sık bu erkek egemen dünyanın bir ürünü olduğunuzu hatırlatınız.