27 Ekim 2011 Perşembe

Badem

Bu gece son gece değil, biliyorum. Ama hayatımda olmayanları görüyorum bulutların arasından. Tıpkı kuşlar gibi kanatsızım bu gece ve balıklar gibi solungaçsız. Dalgaların arasından sesler duyuyorum; bana nefesini anımsatıyorlar. Zaten üzülmüyorsam uykusuzum diye, tek bir nedeni var; rüyalarımda bile seni göremiyorum... İçimden kelimeler fışkırırken gözlerin beni mühürlüyor, konuşamıyorum. Gözlerin ki, bademdir. Gözlerin ki, içinde kendimi kaybettiğim çıkmaz sokaklardır. Benim sözcüklerim ise, acıdır. Buzlu bademin buzu bensem, bademi gözlerin. Gökkuşağının yedi rengi sensen, tüm renklerin en siyahı benim. Yanıma yakışan kırmızı, damarımda dolaşan kırmızı. Gel, dudaklarından toplayayım yalnızlığımı. Gökyüzündeki son yıldızı saçlarına sakladım, kaybetme. Ve içtim son yağmur damlasını, akıtacak göz yaşım kalmadı. İç çekişin denizleri kuruttu, balıklar öldü. Özlemim bulutları dondurdu, kuşlar öldü. En sevdiğin ağacın dallarını kopardı yalnızlığım, dileklerin gazellerle birlikte döküldü. Bizi birbirimize bağlayan ip koptu. Bağladım, kördüğüm oldu. Çözdüm, umutlarım kayboldu. Gittin, içtiğim son yağmur damlası gözümde yaş oldu. Sonrası yok. Sonrası, ancak ölüm olurdu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder