8 Mayıs 2011 Pazar

Peri Masalı

Ben bir periyim. Arada bir dünyaya inerim. Birkaç insan toplar evime götürürüm. Benim dünyamda kuşlar yok, oysa ben kuşları çok severim. Topladığım insanları parlak, gümüş kafeslere koyarım. Nedendir bilmem ama dünyada görünmez parmaklıklarıyla mutlu mesut yaşayan o insanlar, parmaklıklar benim dünyamda görünür olunca çok öfkelenir, özgürlükleri için çırpınır, yalvarır, ağlarlar. Oysa ben onları üşümesinler diye sıcak tutarım, karınlarını doyururum. Dünyalarında ellerinde ne varsa onlara sağlarım yani, hatta belki daha fazlasını.... Ama benim kafesten dünyamda yetmez kendi dünyalarındaki olanaklar onlara. Görünmez zincirleriyle mutlu yaşayan o insancıklar, benim parmaklıklarımı görünce bir garip olurlar. Sanırım gerçeklerin gözlerinin içine sokulmasından hoşlanmıyor bu insanlar. Görmezden gelmeyi tercih ediyorlar. Ben yine de severim onları izlemeyi, hem de uçamamalarına rağmen. Çünkü güçlerini kat kat aşan o parmaklıkları kırıp kaçmaya çalışmaları çok komik gelir, eğlendirir beni. Bir de şuna hayret ederim; hiç pes etmez bu insanlar. Yorgunluktan bitap düşüp, uykuya yenilinceye kadar savaşır dururlar. İçlerindeki umut hiç tükenmez. Zaten o kadar zavallılar ki, tutunabilecekleri tek şey olan umudu da kaybedenler fazla yaşamaz, zayıf ve ölümlü bedenleri yenik düşer hemen, ölüveririler. Ama bazıları çok dişlidir, umudunu yüreğinin en derinliklerine saklar ve asla vazgeçmez. İşte böyleleri çok nadir çıkar ne yazık ki karşıma. En fazla 5 kafeste bir. Oysa onların olduğu kafesler nasıl da canlıdır, bir görseniz! Hep bir isyan, hep bir savaş, hep bir kaçıp özgürlüğe kavuşma çabası… Çoğu zaman öyle kafeslerdeki direnen insancıkları salıveririm. Çünkü bilirim; onlar yaşamayı, özgür olmayı hak edenlerdir. Çünkü onlar, asla pes etmeden direnenlerdir. Hem de bilemezsiniz nasıl güçlü ve güzellerdir… O nadir görülen cesur insanlardan olanlar aralarında en çok sevdiklerimdir. Biz perilerde siz insanlar gibi sevdiğimiz şeylere kıyamayız hiç, istediklerini yapıveririz hemen. Ben de dayanamam, istedikleri özgürlükleri; kendi dünyalarını geri veririm onlara. Hem de bile bile kendi dünyalarının benim kafesimden daha iyi olmadığını… Biraz da onlara güvendiğimden salıveririm aslında, belki bu özgürlük mücadelelerini kendi dünyalarında da verirler ve görünmez zincirlerini ortadan iki ye ayırırlar diye. Açıkçası henüz çok başaran olmadı aralarında. Ama onları izlerken öğrendiğim tek şey varsa o da umudunu kaybetmemektir! Ben de umutla bekliyorum yıllardır belki biri zincirleri koparır, görünmez parmaklıklardan da kurtulur, bütün insanlık onunla özgürleşiverir diye…
26.04.2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder