8 Mayıs 2011 Pazar

Bal

Dünya hergünki gibi dönüyor ve sen gidiyorsun. Çünkü sen gitmeye mahkumsun, bense kalmaya. Kalk ve denize yürü sevgilim. Uzun uzun bak köpüren dalgalara. Çünkü ben masaldaki denizkızıyım, prensi kendine aşık edemeyip köpüğe dönüşen.... Beyaz bir tüyüm, az önce bir martının kanadından saçlarına düşen.... Sense; bir adamsın, çokca vücutla sevmeden sevişen, aşk nedir bilmeyen, daha küçücük yaşında uçurumdan aşağı düşen. Oysa sevgilim sen benim insanlığa olan umudumdun, bir aşk biterken içime çektiğim gökyüzüm. Sevgilim sen benim gecemin en parlak yıldızıydın, sonradan kara deliğe dönüşen....
Bu bir zaman tüneli sevgilim, bu bir tuzak. İşte şimdi B.İ.S adasındayız ve balıklar fısıldıyorlar, sana gitme diye yalvarıyorlar. Bense bakamıyorum göz bebeklerindeki kara deliklere ve göğüsündeki uçurumdan yuvarlanıyorum. Neden elimi tutup beni kurtarmıyorusun? Bak gökyüzene, yıldızlar yeryüzüne yuvarlanıyorlar, bütün insanlığı öldürmek istiyorlar. Hepsi senin suçun biliyorsun, gitmeyi seçerek insanlığı yok ediyorsun. Ve bunların hepsi senin suçun biliyorsun! Neyse boşver, çırpınmaktan yorgun ses tellerim, nasolsa sesimi duymuyorsun.... Gel otur yanıma sevgilim. Beyaz köpükler heryerde. Biliyorum dalgalar seni yutacak biraz sonra ve ben yalnız kalacağım bu kumsalda. Çünkü sen gidiyorsun, insanlığa olan umudum... Bunların hepsi senin suçun!

Ve şimdi ben uçurumun başında kendi düşüşümü seyrediyorum. Elimi uzatsam tutamam ki. Ellerim gözlerimden akan yaşları silmekten ıpıslak. Yok. O yok artık. Sadece bildiğim bu. Olmayan biri var hayatımda. Hiç bir zaman olmayacak biri. Neden? Gitmesi gerekiyordu ama neden? Düşmemeliydi oysa. Benim ruhum o uçurumdan düşmemeliydi. Ama ben düştüm o da gitti... Hayır hayır, önce O gitti, sonrasında uçurumdan düşen bir kadın gördüm. Uzun saçları rüzgardan dalgalanıyor, dağılıyordu ve kadın yavaşça beyaz köpüklerle kaplanıyordu. Uçurumun aşağısundaki denize ait bir köpük oluyordu, yok oluyordu....

Ahh yok olmak, nasıl da özledim seni!

Ve sonrasında insanlar bana bakıp şöyle dedi: “Rüzgarda savrulmaya bıraktığı uzun saçları ve aşk dolu bir kalbi vardı. Rüzgar fırtınaya döndüğündeyse ne uzun saçları kaldı ne de aşık olacak bir kalbi vardı... Gözleri güneşe baktığında bal rengine dönerdi ve siz bal gibi de bilirdiniz yüzündenki gülümseyişin gerçek olmadığını, kalbinin çok ama çok acıdığını... “.
15.04.11

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder